Erzurum, yine bir değerini yitirdi.
Faruk Terzioğlu’nu kaybettik.
44 yıl boyunca bu şehrin adalet salonlarında, mahkeme koridorlarında, baro koridorlarında iz bırakmış; mesleğine, şehrine ve insanına gönülden bağlı bir hukuk adamıydı o.
Mustafa Kemal Atatürk’e, Cumhuriyet’e ve Erzurum’a sevdalı bir vatan evladıydı.
Terzioğlu, avukatlığın sadece bir meslek değil, bir duruş, bir felsefe olduğunu yaşayanlardandı.
Mesleğinde filozoftu.
Yeri geldiğinde yumruğunu masaya vurmaktan çekinmez, doğru bildiğini yüksek sesle söylerdi.
Müthiş bir hafızası, geniş bir ufku vardı.
Özü sözü birdi.
Nüktedandı, hazırcevaptı.
Onunla sohbet etmek, anılarını dinlemek başlı başına bir zevkti. Vefalıydı, gönlü zengindi.
Erzurum Barosu’nun tesislerinin onun başkanlığı döneminde yapılması tesadüf değildi.
O, kurumuna da sahip çıkan, iz bırakan bir liderdi.
Siyasete de el attı.
1995’te Anavatan Partisi Erzurum İl Başkanlığı’nı yaptı. Milletvekilliği seçimini sadece 160 oyla kaybettiğinde ise o meşhur cümlesini kurmuştu:
“Milletvekili seçimini kazandım ama bir takım güçler bunu elimizden aldı.”
Avukatlığı neden seçtiğini soranlara ise samimiyetle cevap verirdi: “Çocukluğumda saygın avukatlara özenirdim. Avukat olunca Erzurumlular bana değer verdi. Bu şehre çok şey borçluyum.”
Mesleğini severek yapıyordu. Kalp ameliyatı geçirmiş, damarlarına bir düzineden fazla stent takılmış olsa da pes etmemişti.
“Benim her davam bir şovdur” der, stajyerlerine kuru öğütler yerine mesleki anılarını anlatırdı.
Onlara “ders” verirken aslında hayata ve mesleğe dair tecrübesini aktarıyordu.
Bir haftalığına Aydın’a tatile gitmişti.
Dönüş uçağında kalp krizi geçirdi.
Tüm çabalara rağmen kurtarılamadı.
‘Kutsal topraklar’ dediği Tortum’da toprağa verilecek.
Faruk Terzioğlu gibi insanlar kolay kolay yetişmiyor.
Onlar, mesleğin ve şehrin belleğidir.
Dürüstlükleri, cesaretleri, hazırcevaplıkları ve vefalarıyla hafızalarda yer ederler.
Erzurum’a, Baro’ya ve mesleğe kattıkların için teşekkürler Faruk Abi…
Mekanın cennet olsun.


FACEBOOK YORUMLAR